II. Dünya Savaşı, Türkiye fiilen cephede olmasa da halkın hafızasında derin izler bıraktı. O karanlık yıllarda Karadeniz’in incisi Ordu’da yaşanan yokluk, ekmek karneleri ve karaborsayla verilen mücadele bugün bile hüzünle hatırlanıyor. İşte o dönemin Ordu’suna ve bir torba mısırın hayati önemine dair tarihsel tanıklıklar.
Ordu’da İaşe Sıkıntısı ve Kıtlık Dönemi
1939 yılının Eylül ayında başlayan savaş, tüm Anadolu’da olduğu gibi Ordu’da da yoksulluğu derinleştirdi. O yıl fındık mahsulünün yetersiz kalması, bölge ekonomisine büyük bir darbe vurdu. Hem köylü hem de şehirli nüfus için "açlık buhranı" kapıya dayanınca, devlet ambarlarındaki mısır, buğday ve arpa stokları halka dağıtılmaya başlandı. Kızılay’ın yaptığı mısır yardımları, o dönem birçok aile için hayatta kalma umudu oldu.
Seferberlik Ekonomisi ve Ekmek Karnesi
Türkiye’nin bir milyona yakın askeri silah altında tutması, ekonomiyi "seferberlik" düzenine geçirdi. Temel gıda maddeleri olan gaz, tuz, bez ve özellikle ekmek karneye bağlandı. Ordu’daki fırınların önünde sabahın ilk ışıklarıyla başlayan kuyruklar, o yılların en somut simgesi haline geldi. Ekmeksiz kalma korkusu, halkın gündelik hayatının bir parçasıydı.
Karaborsa ve Fırsatçılıkla Mücadele
Savaşın yarattığı belirsizlik, stokçuluğu ve karaborsayı da beraberinde getirdi. Bazı tüccarların ürünleri piyasadan çekerek fahiş fiyatlarla satması, halkın sefaletini daha da artırdı. Devlet, Ordu vilayetinin un ihtiyacını karşılamak için ofis ambarlarında sürekli stok takibi yaparak bu buhranı yönetmeye çalıştı.
Geçmişin Mirası: Sabır ve Dayanışma
Fotoğraflara yansıyan, köylerden şehre bir torba mısır bulabilmek için gelen vatandaşların görüntüsü, sadece bir yokluk tablosu değil; aynı zamanda Türk milletinin en zor anlardaki metanetini temsil ediyor. Bugün o günleri yad ederken, barışın ve bolluğun kıymetini bir kez daha anlıyoruz.
Derleyen: Hüseyin Naim GÜNEY