Ordu’nun Gizemli Efsanesi: Şuayip Tepesi’nin Kerametli Suyu

YAŞAM

Ordu’nun Ulubey ilçesinde, bulutların ötesinde bir umut hikâyesi saklı. 1950’li yıllarda Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce insanın akın ettiği Ulubey Şuayip Tepesi, sadece bir coğrafi nokta değil; inancın, şifanın ve bir dönemin toplumsal hafızasının merkezidir.

Ordu’nun Ulubey ilçesinde, bulutların ötesinde bir umut hikâyesi saklı. 1950’li yıllarda Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce insanın akın ettiği Ulubey Şuayip Tepesi, sadece bir coğrafi nokta değil; inancın, şifanın ve bir dönemin toplumsal hafızasının merkezidir. İşte Melet Vadisi’nin zirvesinde doğan ve bir gazete manşetiyle ölümsüzleşen o çarpıcı hikâye.

Güzelyurt’un Zirvesindeki Şifa Kapısı

Ulubey’e bağlı Güzelyurt Köyü’nün kuzey yamaçlarında yükselen Şuayip Tepesi, sahil şeridinden bile fark edilen heybetiyle bilinir. Ancak 1950’lerde bu tepeyi asıl önemli kılan, sağlık imkânlarının yetersiz olduğu bir dönemde "kerametli" olduğuna inanılan suyuydu. Kulaktan kulağa yayılan şifa haberleri, kısa sürede dev bir halk hareketine dönüştü.

Vatan Gazetesi Manşet Yapmıştı: "Ordu’nun Kerametli Suyu"

1952 yılına gelindiğinde, Şuayip Tepesi’ndeki bu yoğunluk ulusal basının da dikkatini çekti. Vatan Gazetesi, Ordu ilavesinde bu mucizevi suyun peşinden giden yüzlerce insanı manşetine taşıdı. Tepenin etekleri çadır kentlere dönüşmüş; romatizmadan böbrek taşına, veremden felce kadar pek çok derdine derman arayanlar sarp yokuşları inançla tırmanmıştı.

Adaletle Dağıtılan Umut: Cevizli Köyü Muhtarı ve Su Nöbeti

Suyun miktarı az, bekleyeni çoktu. Bu karmaşayı önlemek için Cevizli Köyü Muhtarı tarafından sıkı bir nizam kuruldu. 24 saat boyunca su başında nöbet tutuluyor, her gelenin yalnızca bir bardak su almasına izin veriliyordu. Halk arasındaki inanışa göre; eğer bir adaletsizlik yapılır veya bir hak yenirse, suyun kerameti kaçar ve kaynak kururdu.

Hızır’ın Müjdesi: Bir Şifa Efsanesi

Şuayip Tepesi suyunun efsanesi, rüyalara dayanıyordu. Rivayete göre, amansız bir hastalığa yakalanan (verem) bir adamın eşi, rüyasında Hızır Aleyhisselam’ı görmüş ve bu suyun yerini öğrenmişti. Hastanın şifa bulmasıyla başlayan süreç, binlerce insanın "yeniden doğdum" diyerek dağdan inmesiyle efsaneleşti.

Umuttan Sessizliğe: Su Neden Kesildi?

Her büyük hikâyede olduğu gibi, bu olayda da suistimaller baş gösterdi. Kalabalık arttıkça suyun yetersiz kalması, bazı fırsatçıların başka kaynak sularını "kerametli su" diye satmaya çalışması maneviyatı zedeledi. Bir süre sonra, binlerce kişiye umut olan o meşhur kaynak sessizce kurudu.

Bugün Şuayip Tepesi, sessizliğini korusa da 1950’lerin o büyük insan hikâyesi hala hafızalarda yaşıyor. Ordu tarihinin bu unutulmaz bölümü, insanoğlunun çaresizlik anında tutunduğu en güçlü dalın "inanç" olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Derleyen: Hüseyin Naim GÜNEY
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.