Bir zamanlar Ordu denince akla gelen ilk simge olan kuğular, şimdilerde betonlaşma ve rant kıskacında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Melet Irmağı ve Durugöl’ün doğal dokusunun bozulması, şehrin hafızasını tehdit ediyor.
1987 Kışından Bugünlere: Bir Şefkat HikayesiOrdu’nun kuğularla olan hikayesi 1987 yılının sert kışında başladı. Kuzeyden Afrika’ya göç ederken yorgun düşen ve Ordu kıyılarına inen bu zarif kuşlar, ilk günlerde tüfek sesleriyle karşılansalar da şehir kısa sürede büyük bir değişim gösterdi. Ordu halkı, yaralı ve yorgun kuğuları birer misafir gibi bağrına bastı. Belediye ve Valiliğin ortak çabalarıyla özel havuzlar kuruldu, bütçeler ayrıldı ve kuğular kentin sembolü haline geldi.
Melet Irmağı ve Durugöl Tehlike AltındaKış aylarında konaklamak için Melet Irmağı havzasını seçen kuğular, burada güç toplayıp yollarına devam ederdi. Ancak bugün, bu doğal yaşam alanları ciddi bir tehdit altında.
Durugöl Çevresi: Kuşların nefes aldığı bu alanlar hoyratça tahrip ediliyor.
Betonlaşma: Melet’in ağzındaki doğal flora, yapılaşma baskısı ve betonla boğuluyor.
Hafıza Kaybı: İsmi parklara ve işletmelere verilen kuğular, artık yaşam alanlarında kendilerine yer bulamıyor.
"Bir Kentin Simgesi Merhametidir"Büyükşehir olma süreciyle birlikte doğanın ranta teslim edildiği eleştirileri yükseliyor. Kuğuların kanadındaki umut yerini iş makinelerinin gürültüsüne bırakırken, çevre gönüllüleri ve Ordu halkı yetkililere sesleniyor: "Hala geç değil." Bir kentin gerçek değeri, tabelalarındaki logolarda değil; doğasına ve canlısına gösterdiği şefkatte saklıdır.
Kuğuların hatırası, Ordu’nun vicdanına "Beni hatırla" diyerek seslenmeye devam ediyor.
Derleyen: Hüseyin Naim GÜNEY
.